KEKEMELİK
Kekemelik
Kekemelik, ses, hece ve sözcüklerin tekrarı, uzatılması ya da konuşmanın akışını kesen duraklamalar şeklinde kendisini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Konuşmanın tümünü etkiler.
Çocuklarda kekemelik, eğer organik bir bozukluk söz konusu değilse “Psikolojik kökenlidir.” Çocuk kendini özgürce ifade edemediği için kelimeleri özgürce seçememektedir.
Dil gelişimi döneminde baskılanan, susturulan, alay edilen, ilgilenilmeyen veya aşırı ilgi gösterilen, katı bir disiplinle büyüyen çocuklarda psikolojik kökenli kekemelik oluşur. Çocuk kendini düzgün cümlelerle ifade edemediği için sinirlenir, öfke duyar. Sinirlendikçe harflerde ya da hecelerde takılması iyice artar. Konuşmasında ard arda takılmalar olur. Çocuk iyice hırçınlaşır ve ağlamaya başlar.
Bazen anne-babalar çocuklarının bu davranışlarını eleştirirler. “İki kelimeyi doğru dürüst söyleyemiyorsun”, “Yine neden heyecanlandın?” diye çocuğun iyice üzülmesine sinirlenmesine neden olurlar. Kekemelik bir tek adla anılan bir bozukluk ise de kendi içinde türlere ayrılır.
Kekemeliğin Çeşitleri : Başlayamama, duraklama, patlatma, yineleme, uzatma.
Başlayamama: Kekemeliğin bazı kişiler için konuşmaya başlama sorunudur. Kişi konuşmaya niyet eder, konuşmak için girişimde bulunur. Fakat bir türlü konuşmanın ilk sözcüğünün ilk sesine başlayamaz. Onu çıkarmak için zorlanır.
Duraklama: Kekemeliğin bir türü, konuşma başladıktan sonra alışılmamış bir biçimde konuşmanın kesilmesi ya da duraklamasıdır. Başlanmış olan cümle bir ya da birkaç yerinden kesintiye uğrar.
Patlatma : Bu tür kekemelik, konuşmaya başlarken belirli seslerin çıkarılış biçimiyle ilgilidir. Bazı bireyler konuşurken bazı sesleri, özellikleri sözcüklerin ilk seslerini birden patlatarak çıkarır. Birey para diyecekse, önce duraklar bütün gücünü ilk ses olan “p” nin çıkarılmasına harcar Böylece ilk hece olan “pa” olağandışı bir gürlükle ve birden çıkarılır. Bu nedenle böylesi belirti veren kekelemeliğe patlama denir.
Yineleme : Bazı durumlarda, belli bazı sesler olağandışı yinelenir. Birey “ben” diyecekse, “b” sesini heceleyerek be,be,be,be... diye yineler ve sonunda “n” sesini de ekleyerek ben sözcüğünü tamamlar.
Uzatma : Bazen ses olağandışı uzatılarak çıkarılır. Uzak demek isteyen bir kekeme “u” sesini gereğinden fazla uzatarak ancak uzak sözcüğünü söyleyebilir. O zaman sözcük uuuuuzak biçiminde çıkarılmış olur. Uzatma ilk seslerde olduğu gibi sözcük ortamında olan seslerde de olabilir. Son seslerde pek görülmez.
Kekemelik kendini tekrarlayan bir davranış bozukluğudur. Eğer tedavi yoluna gidilmezse, çocuk için ciddi uyum bozuklukları yaratabilir. Bu çocuklar bunun sebebi, çocuğun o şarkıyı ezbere bilmesidir. Yani o anda kendine güveni sonsuzdur. Diğer zamanlarda ise özgüveni ile ilgili bir sorunu vardır. Acaba ne zaman kekeleyeceğim korkusu, çocuğun çok kısa bir zaman sonra kekelemesine neden olur. Çocuk kendine güvenmedikçe kekeleme davranışında bulunur.
Psikolojik kökenli kekemelikte devamlı bir kekeleme davranışı söz konusu değildir. Çocuk arkadaşları ile oynarken sinirlendiğinde, sınıfta öğretmeni tarafından bir soru sorulduğunda, anne-babası tarafından azarlandığında, tanımadığı kişilerin sorularında kekemelik davranışını gösterir.
Kekemelik üzerine yapılan araştırma ve çalışmaların elde edilen ortak görüşler
• Kekemelik eski çağlardan beri bilinen ve insanlığı etkileyen bir konuşma bozukluğudur. Her çağda büyük toplumlarda kekemelik hep varola gelmiştir.
• Kekemelik uygarlıktan etkilenen, uygarlıkla arttığı söylenen bir bozukluktur.
• Kekemelik cinsiyete göre değişiklik göstermektedir. Genel olarak kızlara oranla erkeklerde daha sık görülmektedir. Bu oran 5 erkek çocuğa karşı 1 kız çocuk şeklindedir. Bu fark kız çocuklarında dil gelişiminin daha hızlı olması ile açıklanır.
• Kekemelik genellikle 2-4 yaşları arasında oluşur. Bu yaşlar konuşmanın kazanıldığı yaşlardır. İlk çocuklukta başlayan kekemelik yaş ilerledikçe artar, bulûğ çağında kuvvetlenir. 18-20 yaşından sonra hafifleyebilir.
• Çocukların çoğu 2-4 yaşları arasında kekemeliğin sınırına gelir, fakat kekeme olmadan bu sınırı aşabilir. Bazı çocuklarda bu sınır 6-7 yaşa kadar uzanabilir.
• Kekemelik derece ve süreklilik açısından farklılıklar gösteren bir konuşma bozukluğudur. Kekemelik sürekli değildir. Kekeme çocuğun kekemeliğin derecesine ve yaşadıklarına göre kekemeliği azalıp, çoğalır.
• Konuşmanın akıcılığı açısından bakıldığında kekemeliğin kendine özgü bir görüntüsü vardır. Akıcılığın aksaması dışında kekemelik tiki denilen bir takım ek el, kol, ayak, vücut, yüz, göz tikleri de görülür.
• Kekemelik gelişimsel bir bozukluktur. Gelişimi içinde kekemelik belli bazı dönemlere ayrılır. Bunlar birinci dönem kekemeliği ve ikinci dönem kekemeliğidir. Birinci dönem kekemeliği, kekemeliğin başlangıç dönemidir. Bu dönemdeki konuşmada görülen belirtiler konuşmanın yalnızca sesine ilişkindir. Çocuğun konuşmasında duraksama, tutulma, yineleme ve uzatmalar dinleyenler tarafından farkediliyor fakat çocuğun kendisi bunların farkında değil ve konuşmaktan çekinmiyorsa bu durum birinci dönem kekemeliğidir denebilir. İkinci dönem kekemeliğinde konuşmanın akıcılığının aksaması dışında bir takım görsel belirtilerde ortaya çıkar. Konuşma sırasında burun deliklerinin fazla açılması, dudakların titremesi veya gerilmesi, alt çenenin olağan dışı aşağı ya da sağa sola doğru kasılması, göz kırpmalar, boyun kaslarında gerilmeler, kol ve ellerin gerilmesi gibi durumlar belirgin hale gelir.
Kekemeliğin Oluş Nedenleri
Kekemeliğin oluş nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Yapılan araştırmalara göre psikolojik kökenli kekemeliğe neden olan etmenler şunlardır:
• Çocuğun yaşadığı psikolojik şoklar
• Trafik kazaları
• Anne veya babadan ayrılma
• Hatalı anne-baba tutumları
Yayınlarda kekemeliğin oluşunda ailesel genetik bir yatkınlık genellikle kabul edilmektedir. Son yıllarda kekemeliğin kalıtımsal bir etkene bağlı olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır.
Kekemeliğin başlamasında korku en büyük rolü oynamaktadır. Halk arasında da bu kanı yaygındır. Kekeme çocuklar, duygusal çatışmalar olan bir geçmişe, konuşmada olağan sayılabilecek tutukluğu kekemelik diye damgalayan bir aileye, kendilerini kekemeliğe kadar götürebilecek uygun bir bünyeye, konuşmalarının akıcılığını engelleyen bir çevreye ve sınırlı hoşgörüye sahiptir.
Çocuklarda Akıcı Konuşmanın En Fazla Etkilendiği Durumlar
• Anlamadıkları veya kelime haznelerinin yeterli olmadığı şeyleri açıklamak zorunda olduklarında,
• Konuşurken diğer kişilerle uyum sağlamaları gerektiğinde,
• Dinlenildiklerinden emin olmadıkları durumlarda,
• Heyecanlı veya üzgün olduklarında ve özellikle cezalandırıldıklarında neden cezalandırıldıklarını anlayamadıkları veya cezalandırmanın haksız olduğunu düşündüklerinde,
• Çelişkiler içinde olduklarında yani doğruyu söylemek gerektiği fakat doğruyu söyledikleri zaman ceza alacaklarını bildikleri durumlarda,
• Korkutucu ya da tehdit edici durumlarla karşılaştıklarında,
•Kendilerini güvenli hissettikleri ya da başarılı olamamaktan korktukları durumlarda konuşmaya zorlandıklarında.
Kekemelik Nasıl Düzeltilir ?
Çocuğun düzgün konuşması için sürekli zorlanmaması, konuşurken sabırla dinlenmesi,konuşmasının kesilmemesi, zaten kolaylıkla oluşan yetersizlik duygusunun pekiştirici tutumlardan (alay etme, utandırma, zorlama gibi) kaçınılması gerekir.
Ailenin aşırı titiz, düzenli, denetimci ve kuralcı tutumu gevşetilmelidir. Psikoterapi 8-9 yaşlarından küçüklerde oyun, daha büyük çocuklarda konuşma yoluyla uygulanır. Kekemelik tedavisinde amaç yalnız kekemeliğin gevşemesi değildir. Çünkü kekemelik inatçı ve devamlılık gösteren bir durumdur. Toplum içinde güç durumda bırakır. Çocuğun benlik saygısını zedeler. Tedavinin esas amacı benlik saygısını korumaya yönelik olmalıdır. Genellikle bu çocukların önemli olumlu özellikleri vardır. Bunları bulup, çıkarıp, dikkatini ve ilgisini bu olumlu yönlerine çevirerek kekemeliğine önem vermemesi öğretilmelidir. Verilen önem azaldıkça kekemelikte giderek hafifler.
Konuşma tedavisi, bu işin uzmanları tarafından, özel konuşma yöntemleri ile uygulanır. 6-7 yaşından büyük çocuklarda en etkin tedavi yöntemidir. Kekemeliğin ilaç tedavisi yoktur. Fazla heyecan ve bunaltı varsa bunaltı giderici ilaçlar kısa süre verilebilir.
Bu tür konuşma bozukluğuna yatkın olan ve konuşması bozulmuş olan çocuklarda uygulanacak olan terapide en az çocuk kadar ailenin ve yakın çevresinin tutumları da önemlidir. Akıcı konuşmayan çocuğa sahip olan ailenin yapılan önerileri yerine getirmedeki titiz ve duyarlı davranışları ve konuşma bozukluğu uzmanı ile işbirliği, çocuğa büyük ölçüde yardımcı olacaktır.
Kekemelikte anne babanın çocuğa olan yaklaşımları iyileştirici yönde olmalıdır.
Kekemelik Konusunda Anne- Babaya Öneriler
• Çocuğun akıcı olmayan konuşmasına dikkat çekmeyin ve eleştirmeyin. “Söylemeden önce, söylemek istediğini düşün.”, “ Konuşmadan önce derin nefes al.” gibi uyarıları kesinlikle yapmayın.
• Çocuğu olur olmaz olaylar için azarlamayın.
• Çocuğunuzun konuşma bozukluğuna üzülmeyin, şimdilik onun konuşma şeklinin böyle olduğunu ve her şeyin normal olduğunu kabul edin.
• Eğer sol elini kullanıyorsa, sağ elini kullanması için kesinlikle zorlamayın.
• Beceriksiz ya da sakar olduğundan dolayı onu eleştirmeyin. El veya ayaklarındaki beceriksizlik veya sakarlığa neden olan etken her ne ise, konuşmasını da etkileyecektir.
• Çocuğun yanında iki ayrı lisan kullanmayın, konuşmayı öğrenme devresindeki bir çocukta, bu durum olumsuz etki yapacaktır.
• Grup içindeki oyunları beceremiyor diye kaygılanmayın, insanlarla ilişki kurabilmesi için yardımınıza ihtiyacı olduğunu unutmayın.
• Yetersiz konuşmasının üstesinden gelmesi için, diğer yollardan başarı kazanması için zorlamayın.
• Daha düzgün ve akıcı konuşan kardeşleri veya yaşıtları ile asla kıyaslamayın, onları örnek vererek onlar gibi konuşması için zorlamayın.
• Problemini ikinci bir kazanç olarak kullanmasına yol açacak davranışlardan kaçının.
( Bozuk konuşarak ilgi çekme- isteğini yaptırma gibi)
• Size bir şey söylemeye çalışırken dikkatinizi ona verin. Çocukların bir çoğu kendisini dinleyeni dikkat etmediği zaman güçlük çekerler.
• Akıcı konuşan kişilerle rekabet ortamı hazırlamayın, böyle durumlarda, çocuklar fazlasıyla bocalar.
• Onu dinlerken asla gözünüzü dikip, bocaladığı veya takıldığı kelimeyi sabırsızca bekler bir görünüm almayın veya söylemek istediği kelimeyi anladığınızda siz söyleyerek onun konuşmasını kesmeyin.
• Komşularınızın veya çevrenizdeki diğer kişilerin, çocuğunuzun konuşmasını eleştirmelerine izin vermeyin.
• Ondan yapamayacağı şeyler istemeyin, istekleriniz, gücü, becerisi ve yetenekleri ölçüsünde olsun.
• İhtiyacı olan sözcük haznesinin gelişmesine yardımcı olun. Açıklama ve tanımlamalarınız onun anlayacağı şekilde basit ve açık olsun.
• Sorularını asla cevapsız bırakmayın. Baştan savma ve geçiştirici cevaplar vermeyin.
• Çocuğunuzun kişisel ve sosyal uyumunu en iyi şekilde sağlamaya çalışın. Bu kekeleyen çocuğun uyumsuz olduğu anlamına gelmez. Fakat uyumun gereği olan iletişimdeki eksikliği ve yetersizliği nedeni ile yardıma ihtiyacı vardır.
• Başarı duygusunu tatmasını ve kendine olan güvenini kazanmasını sağlayın, çeşitli alanlardaki yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olun.
• Konuşması için cesaret verin, rahat konuşabileceği, kendisini güven içinde hissedebileceği ortamlar hazırlayın.
• Geniş arkadaş çevresi olmasını ve sosyal faaliyetlere katılmasını sağlayın.
• Öğrenme sevgisini aşılayın. Hobileri olmasına, kitap okumasına, koleksiyon yapmasına yardımcı olun.
• İhtiyacı olan bilgileri ona sağlayın.
• Onu sevdiğinizi hissettirin. Anne ve baba sevgisine ihtiyacı vardır. Eşiniz ile aranızdaki sorunları ona yansıtmayın.
• Çocuğunuzun ilişkide bulunduğu tüm kişileri bu konuda eğitin ve uygulamalarını isteyin.
Kekemeliğin Okulla İlişkisi
Kekemelik okullarda görülen belli başlı konuşma özürlerinden biridir. Sayısal olarak bakıldığında diğer özürlere göre oranı daha azdır. Fakat etki olarak okullarda başta gelen sorunlardan biri olmaktadır. Öğretmen ve öğrenciler bu konuşma bozukluğunun farkındadırlar. Öğrenciler arasında alay konusu edilen davranışların başında yine kekemelik gelmektedir. Bu bakımdan kekemelik sadece kekeleyenin değil, öğretmenin de bir sorunu olmaktadır.
Sınıf Öğretmenine Düşen Görevler
• Çocuğu kekeme diye damgalamayın. Siz damgalarsanız o da kendini kekeme görmeye başlar.
• Çocuğun konuşması üzerine aşırı titizlik göstermeyin. Onu sakin dinleyin.
• Çocuğu konuşmada acele ettirmeyin. Sizin ve diğer arkadaşlarının sabırlı dinleyiciler olduğunu çocuk hissetsin.
• Hiçbir zaman çocuğa “Dur, acele etme”, “Yeniden başla”, “Önce derin bir nefes al” gibi uyarılarda bulunmayın. Bütün bu uyarılar onun dikkatini konuşması üzerine toplamasına neden olur.
• Çocuk konuşurken onun dudak hareketlerine değil, gözlerinin içine bakın.
• Sınıfta rahat bir hava yaratın.
• Sınıfta hızlı konuşmaktan, emirler vermekten sakının.
• Sıkı disiplinden kaçının. Alayı ve acı şakaları disiplin yolu olarak kullanmayın.
• Çocukla samimi ve candan ilgilenin. Ona sevgi ve sevecenlik gösterin.
• Çocuktan yapamayacağı kadar çok şey beklemeyin.
• Sınıf içinde çocuğun güven ve mutluluk duyacağı önlemleri alın.
• Sınıfın kekeme çocuğa karşı tutumunu kontrol edin. Kekemeye gülmelerini ve alay etmelerini engelleyin.
• Sınıfta şiir okunurken ya da sözlü anlatım çalışmaları yapılırken kekeme için özel önlemler alın. Ezber ödevlerinin kısa ve kolay olmasına dikkat edin.
• Sınıfta yapılacak koro çalışmaları, toplu söylenen marşlar ve diğer müzik çalışmaları, ritmik etkinlikler kekeme için yararlı olur. Bunun için böylesi çalışmalara olabildiğince yer verin.
• Çocuğun başarılı olduğu, iyi yaptığı işlerle kendini sınıfa kabul ettirmesine yardımcı olun, bunun için fırsatlar hazırlayın.
• Sınıfta yapılan küme çalışmalarında ona iyi görevler verin.
• Kişisel kusurlarını azaltmaya yardım edin.
• Çocuğun yanında başkalarıyla onun kusurları, özellikle konuşma özrü hakkında konuşmayın.
• Ona bazı özel ödevler verin. Konuşma ödevi, okul müdürüne, yandaki sınıf öğretmenine iletilecek haber, oradan getirilecek bir şey için görevlendirme gibi.
• Aileyi iyi tanıyın, onlarla işbirliği yapın. Sizin okulda yapmaya çalıştığınızı onlar evde yıkmasınlar. Evde eksik kalan yanları okulda siz tamamlamaya çalı
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!